3 Ocak 2017 Salı

Pi System Somon DNA Aşısı ile daha genç bir göz çevresi mümkün



Göz bölgesi görünüşümüzü en fazla etkileyen bölge olmasının yanı sıra dünyada en çok sorun yaşanan bölge olmasıyla da dikkat çekmektedir. Kırışıklıklar, ince çizgiler ve koyu halkalar genellikle genetik ve yaşa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Yaş ilerledikçe kemik yapısı değiştiğinden gözaltı bölgesinde sorunlar artar.

Bu sorunlar 20’li yaşların sonuna doğru ortaya çıkmaya başlar. Yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir ancak yavaşlatmak ve sağlıklı bir görünüme sahip olmak mümkündür. Bunu kozmetik ürünlerle yapmaya çalışmak ise yeterli olmayacaktır.

Pİ System Somon DNA Aşısı Göz Çevresi Yapılandırma tedavisi son dönemde başvurulan en yaygın ve etkili yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peki Pİ System Somon DNA Aşısı Çevresi Yapılandırmada Neden Etkilidir?

·         Yapılan klinik araştırmalarda uygulamanın göz çevresinde etkin sonuçlar elde ettiği    kanıtlanmıştır.

·         Somon DNA molekülleri ile gözaltı morlukları azaltır ve koyu halkaları giderir,

·         Gözaltındaki şişlikleri yok eder,

·         Göz çevresindeki ince çizgi ve kırışıkları açar

·         Gözaltı aydınlatılmasında son derece etkilidir.

                         

 

Doktor tarafından yapılan Pİ System Somon DNA Aşısının, 3 seans uygulanması öngörülür. Tedavi aralığı cilt tipine göre değişkenlik gösterir ve 7-15 gün aralığındadır. İlk seanstan sonra değişim fark edilir. Seanslar tamamlandığında ise günden güne artan bir yenilenme görülür. Etkinliği artırmak için her üç ayda bir yeni bir seans daha yapılması önerilmektedir.  

Göz çevresindeki yapının güçlendirilmesiyle ortaya çıkan aydınlanma tatmin edicidir. Uygulamada hasta memnuniyeti esas alınmıştır.

Klinik olarak kanıtlanmış bu yöntemin alerjik etkisi çok azdır. Bunun sebebi içeriği Somon DNA moleküllerinin saflaştırma derecesidir. 

Pİ System Somon DNA Aşısı Hakkında Detaylı Bilgi için Tıklayın >>> http://www.somondnaasisi.com
Pİ System Somon DNA Aşısı Hakkında Detaylı Bilgi için Tıklayın >>>http://www.optimusmedikal.com
 

Göz çevresinde görülen sorunlar



 

 

Göz çevresi cildimizde yaşımızı en çok gösteren bölgedir. Birçok kadın için de oldukça kritik bir özelliği var. Çünkü 25 yaşında bir kişi sırf gözaltı çukuru nedeniyle 35 yaşında gösterebilir.

Yaş ilerledikçe de göz çevresinde yaşanan sorunlar artar. Örneğin 35 ve 45 yaş arası göz çevresinde 25 yaşındaki bir kişiden farklı olarak kırışıklıklar ve problemler başlar. Bazı kadınlarda ise gözaltlarında farklı sorunlar baş gösterir. Eğer kronolojik yaşımızdan daha genç görünmek istiyorsak, göz çevresinin bakımına özen göstermemiz gerekir.

Göz çevremizdeki cilt yüzümüzün diğer bölgelerine göre farklıdır. Yüzümüzün diğer kısımlarına göre çok daha incedir. Göz çevresinde yağ bezleri olmadığından oldukça kurudur. Çok hassastır. Göz hareketlerinden ve özellikle çeşitli nedenlerle gözümüzü kıstığımızda çok etkilenir.

Eğer genç görüntümüzün daha uzun süre devam etmesini istiyorsak bu göz çevremizi öncelikle zararlı etmenlerden korumalıyız.

Örneğin gözümüzü sıkça kısıyorsak bunu engellemeye çalışmalıyız. Göz kısmak göz kenarındaki kaz ayaklarının artmasına neden olur. Genellikle uzağı iyi göremeyenler farkında olmadan gözlerini kısarlar. Siz de farkında bile olmadan gözünüzü kısıyor olabilirsiniz. Bunu anlamak için yakın çevrenizin gözlemlerinden yararlanabilirsiniz. Gözünüzü kısıp kısmadığınızı onlar size söyleyecektir. Eğer kısıyorsanız bir göz hekimine başvurmanız, olası bir görme probleminin de ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır.

Tüm cildimizi olduğu gibi, göz çevresini de güneşin zararlı etkilerinden korumalıyız. Güneşin sadece yazın değil kışında zararlı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Güneşten koruyucu kremler ve güneş gözlükleri çok önemli. Güneş gözlüğünü havamıza hava katsın diye değil, gözümüzü ve göz çevresindeki cildimizi güneşten korumak için taktığımızı unutmayalım. Yani göz çevremizi de kapatacak şekilde geniş gözlükleri tercih edelim.

Göz çevresi ince ve kuru olması nedeni ile kolay tahriş olabilir. Yoğun ve sık göz çevresi makyajı cildi tahriş edebilir. Ciltteki tahriş serbest radikal oluşumuna ve göz çevresinin daha hızlı yaşlanmasına neden olur. Uzun yıllar daha genç bir göz çevresi için aşırı göz makyajından kaçınmalıyız.

Göz çevresinde en çok karşılaştığımız problemleri şöyle sıralayabiliriz;

Gözaltı Ödemi: Göz çevresinde en sık karşılaştığımız problemlerden biri gözaltı ödemidir. Ödem yumuşak dokuda fazla sıvı birikmesine denir. Ödem gözaltında şişlik şeklinde kendini gösterir. Ödem nedeni ile gözaltında cildimiz gerilir, sonunda sarkma ve çizgilenmelere neden olur. Vücudun başka yerlerinde de ödem varsa, karaciğer ya da böbreklerden kaynaklanan bir hastalık olabilir. Böyle bir durum söz konusu ile muhakkak bir iç hastalıkları uzmanına başvurmalıyız.

Gözaltı şişliğinin pek çoğumuzda görülen bir tipi ise sabah şişliğidir. Sabahları belirgindir ve gün ilerledikçe azalır. Bir hastalık belirtisi olmaktan çok yaşam tarzına bağlıdır. Göz çevresindeki yaşlanmanın önemli bir sebebi olduğundan azaltılması önemlidir.

Sabah şişliğini azaltmak için alabileceğimiz birkaç önlemimiz var. Gece sırt üstü uyumak, akşamları sıvı tüketimini azaltmak, tuz tüketimini azaltmak, günde 7-8 saatlik dinlendirici bir uyku uyumak bunların başında geliyor.

Göz çevresi damarlardan oldukça zengin bir bölgedir. Damar duvarının zayıflığı damar içinde dışına sıvı akımının fazla olmasına neden olarak ödemi artırır. Damar duvarını güçlendirici maddeler ödemin azalmasına yardımcı olur.

Göz Çevresi Kuruluğu: Göz çevresi yağ bezleri içermediğinden kuru bir yapıya sahiptir. Çizgilenmeleri geciktirmek için göz çevresine özel bir nemlendirici kesinlikle kullanılmalıdır. Nemlendiricinin içeriğinde peptid (büyüme faktörü) olması çok önemlidir. Peptid tedavi edici, iyileştirici etki gösterir. Krem sürerken yüzük parmağınızı kullanınız. Çünkü yüzük parmağı ile daha az basınç uygulayıp, cilde zarar vermeden daha yumuşak bir şekilde sürmek mümkündür.

Göz Torbaları: Göz çevresi torbaları da pek çoğumuzun sorunudur. Gözaltı torbalarının nedeni, cildin tonusunu yani gerginlik ve elastikliğini kaybetmesidir. Tüm sorunlarda olduğu gibi olmadan önlemek, olduktan sonra yok etmeye çalışmaktan daha kolay ve daha iyi sonuç verir.

Yukarıda anlattığım şekilde gözaltı şişliği ile mücadele ettiğinizde otomatik olarak gözaltı torbalarını oluşmasını da geciktirirsiniz.

Gözaltları torbaları için de yine peptid içeren kremler tercih edilmelidir. Bu kremler gözaltının beslenmesine ve hasar oluşmadan giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca Somon DNA Aşısı Pİ System uygulaması da gözaltındaki bu sorun için ideal bir çözüm sunmaktadır. Ancak gözaltı torbaları çok artmış ise fazla derinin ameliyatla alınmasından başka çare yoktur.

Gözaltı Morlukları: Gözaltında damarlanmanın artması ve yağ dokusunun azalmasıyla oluşur. Gözaltı morluklarınız varsa buğday proteinleri içeren göz çevresi kremlerini kullanmak uygun olur. Ayrıca bu içeriğin yanı sıra peptid bulunması da gözaltının aydınlanması açısından önemlidir. Gözaltı aydınlatma için de yine Pİ System Somon DNA Aşısından faydalanabilir. Bu sistem ile gözaltı morlukları tedavi edilerek aydınlatılması sağlanır.

Göz Çevresindeki İnce Çizgiler (Kaz ayakları): Göz kenarındaki mimik kırışıklıklarıdır. Fazla güldüğümüzde ya da gözümüzü fazla kıstığımızda oluşumunu hızlandırırız. Güneş hasarı ve göz çevresine nemlendirici kullanmayıp kuru kalmasına izin verdiğimizde de daha kolay oluşur.

Göz çevresi kırışıklıkları az ise ve derin değilse göz çevresi kremleri ile iyileşmeleri mümkündür. Yoğun bir bakım isteniyorsa peptid içerikli göz kremleri düzenli olarak kullanılmasına özen gösterilmelidir. Yüzdeki doğal ifadeyi bozmadan kırışıklıklardan arınmak için Somon DNA Aşısı da kullanılması önerilen sistemlerdendir.

Göz çevresi ve gözaltları gerçekten özen isteyen bir bölge olduğu asla unutulmamalıdır. Yüzümüzde bu bölgeye ihtiyaç duyduğu özeni her zaman göstermek gereklidir.

 

 

 

Pİ System Somon DNA Aşısı ile ilgili detaylı bilgi için tıklayın>>http://www.somondnasasisi.com
Pİ System Somon DNA Aşısı ile ilgili detaylı bilgi için tıklayın>>http://www.optimusmedikal.com

 

2 Ocak 2017 Pazartesi

Göz çevresini "göz altına" alın


Genetik faktörler dışında stres, yorgunluk ve uykusuzluktan dolayı gözaltlarında sorunlar meydana gelir.

Göz çevresi çok ince ve yağ bezlerinden oluşan fakir bir deridir. Göz çevresi etrafında çok sayıda kas bulunduğundan dinamik kırışıklık denilen mimik kırışıklıkları erken yaşta oluşmaya başlar. Göz çevresinde kırışıklık dışında görülen diğer sık kozmetik sorunlar ise pigmentasyon yani göz etrafında morluklar ve ödem yani torbalanmadır.

Gözaltı halkaları, hem erkeklerde hem de kadınlarda sık görülen ortak bir yakınmadır. Gözaltındaki bu koyu renk halkaların nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Yine de buna neden olabilecek birçok faktörden bahsedilmektedir. Bu faktörler arasında genetik nedenler, güneş ışınları, düzensiz uyku, düzensiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, alerjiler ve bazı sistemik hastalıklar yer almaktadır.

 Gözaltındaki morluklar birçok nedene bağlı olabilir. Genetik nedenlere bağlı yani kalıtsal olabilir. En sık görülen nedenlerden biri budur. Kişinin altta yatan eşlik eden bir sağlık problemi yoksa ve tetikleyici bir faktör bulunamıyorsa, genetik nedenlerden olduğu düşünülebilir.

 
Göz çevresini güneşten koruyun. Deri yaşlanması çevresel faktörlerden de etkilenir. Özellikle güneş ışınları bunun başında gelir. Uzun yıllar UV’ye maruz kalan kişilerden güneş ışınlarının yaptığı birikim hasarına bağlı olarak gözaltında renkte koyulaşma pigmentasyon görülebilir. Çok basit ama en önemli yaşlanma karşıtı kremlerden biri olan güneş koruyucular yine burada da devreye girer. Güneş koruyucu kullanımı, göz çevresi kırışıklığını engellemede en önemli yöntemdir. Güneş koruyucuları bu yüzden mutlaka göz çevresine de mutlaka uygulanmalıdır.

 Düzensiz uyku saatleri olan kişilerde de yine benzer problemler ortaya çıkabilir. Günde en ez 8 saat uyku ve aynı saat aralıklarında uyku düzeni gerekir. Uyku düzeni olmayan kişilerde göz çevresinde torbalanma ve morluklar en sık karşılaşılan problemlerdir.

 Halkaların nedeni alerji olabilir. Alerjik kişilerde yine gözaltında mor halkalar sıkça görülür. Bu yüzden alerji tanısı olan kişiler ilgili hekime başvurup altta yatan hastalıklarıyla ilgili tedavi olmalıdırlar. Göz etrafında ödem, şişlik ve renk değişikliği olduğunda mutlaka bir cilt uzmanına başvurmak gerekir.

 Göz çevresindeki deri çok ince olduğu için damarlar cilt altında oldukça belirgindir ve bu gözaltında morumsu-kahvemsi bir renge neden olabilir. Kan basıncındaki herhangi bir artış bu rengin daha da koyulaşmasında neden olabilir. Bu sebeple göz altında morluk şikayeti olan kişilere yüksek bir yastıkla uyumalarını öneriyoruz. Böylece gece boyunca oluşabilecek göz etrafındaki kan basıncı minimuma inecek ve morluklar gün boyunca çok daha az olacaktır. Bazı ilaçlar göz etrafında bulunan morlukları arttırabilir. Özellikle damar duvarını genişleten ilaçlar göz etrafındaki morlukları arttırabilir.

 Antioksidan ve çinkodan zengin beslenin. Tüm bunların yanı sıra unutulmaması gereken bir diğer faktör ise düzensiz beslenmenin göz etrafındaki morlukları arttırabildiğidir. Antioksidan vitaminlerden fakir bir diyet, çinkonun yetersiz alınımı, sebze ve meyvenin yeterli tüketilmemesi göz etrafındaki problemlere neden olabilir.

 Göz altı morluklarını gidermek için; dengeli beslenin, düzenli uyuyun, alkol ve sigara kullanımından kaçının, yüksek yastıkla uyuyun, altta yatan alerjik hastalıkları araştırın, güneş koruyucu kullanın (kış ayları dahil), buğday proteinleri ve peptid içeren göz çevresi kremi kullanın, Pi System Somon DNA Aşısı’ndan faydalanın.


Pİ System Somon DNA Aşısı için detaylı bilgi için tıklayın>>http://www.somondnaasisi.com
Pİ System Somon DNA Aşısı için detaylı bilgi için tıklayın>>http://www.optimusmedikal.com
 

8 Aralık 2016 Perşembe

Daha taze, daha pürüzsüz ve parlak bir cilt görünümü için…





Doğal ve güzel yaş almak için…

Doğal bir görünüm demek illa ki gözaltında kırışıklıklar, derinleşmeye başlamış mimik çizgileri, matlaşmış ve sarkmaya başlamış bir cilt demek değildir.  Olduğunuz yaşta ufak medikal estetik müdahalelerle de doğal görünüme sahip olabilirsiniz. Daha taze, daha pürüzsüz ve sıkı bir cilde sahip olup hem de doğal görünebilirsiniz.

Doğallığınızı bozmadan yapılan medikal estetik dokunuşlarla doğal yaşınızda ya da hissettiğiniz yaşta olmanız mümkün.


Daha taze, daha pürüzsüz ve parlak bir cilt görünümü için…

Pi System Somon DNA Aşısı

Medikal estetik uygulamalardan sonuç beklemek biraz da bıçak sırtında yürümeye benzer.  Uygulamayı yapan kişi kadar uygulanan ürünler ve içerikleri de çok önemlidir. 

Pi System Somon DNA Aşısı, olgun ciltlerin gençleştirilmesi ve sıkılaştırılmasında kullanılmaktadır. Yaşla birlikte vücutta doğal halde bulunan Hyalorunik Asit azalmakta, bu da cildin daha kuru, daha mat görünmesine neden olur.  Kuruyan cilt elastikiyetini kaybeder. Buna bir de yerçekiminin gücü eklenince cildin sarkması kaçınılmaz olur.  Pi System Somon DNA Aşısı, yaşla birlikte yüz, boyun ve dekoltede; cildin gençleştirilmesinde, göz çevresinin aydınlatılmasında, yeniden yapılandırılmasında, şişlik ve koyu renk halkalarının giderilmesinde uygulanır. Başarılı sonuç almak için cilt gençleştirme ve cilt yenileme uygulamalarının mutlaka yüz, boyun ve dekolteyi bütün olarak yapılması önerilir.

Nedir?

 Pİ System Somon DNA Aşısı’nda, Somon DNA’sı içeren Plinest’in cilt yenileme gücüyle, saf hyalorunik asit içeren İalest’in cilde elastikiyet veren gücü bir araya geliyor. Aynı seansta göz çevresi, yüz, boyun ve dekoltedeki ince kırışıklıkları açmak için uygulama yapılabilmektedir. Cildin nem tutma kabiliyetini aktive ederek matlık, ton farklılıkları ve elastikiyet kaybına karşı cildi güçlendirir.

Pi System Somon DNA Aşısı ile pürüzsüz ve sağlıklı bir cildin, doğal ve güzel yaşlanmanın hayal olmadığını yaşayarak deneyimleyebilirsiniz!

 

Pİ System Somon DNA Aşısı ile ilgili daha detaylı bilgi için >>http://www.somondnaasisi.com

 

 
 
 

6 Aralık 2016 Salı

F.I.T Peel ile kimyasal peeling "keyif" olacak...







Sadece 30 dakikada,
Acısız Ağrısız,
Sosyal hayattan kopmadan,
Cildin ihtiyacına göre hazırlanan özel içerik

 F.I.T Peel ile ilgili daha detaylı bilgi için>> http://www.renovasy.com

1 Aralık 2016 Perşembe

Soluklanma zamanı


 
Keyifli bir mola, öğle arasında kendinize hediye edebileceğiniz lüks ve konforlu bir güzelleşme seansı…

Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Sadece 30 dakikada toplantıları, dakikalarca süren telefon görüşmelerini unutun hatta akşam eve gideceğiniz zaman sizi bekleyen işleri de… Zihninizi dinlendirmek hem de bu 30 dakikanın sonunda ışıl ışıl parlayan, yenilenmiş bir cilde sahip olmak ister misiniz? “Evet” dediğinizi duyar gibiyiz. O zaman sizinle sırrımızı paylaşalım “F.I.T. Peel”. Yapmanız ise çok kolay, bölgenizde size en yakın F.I.T Peel uygulayıcısı doktora ulaşmak ve randevu almak. İnanın bu deneyimin sonunda F.I.T Peel favori bakımınız ve kurtarıcınız olacak. En önemlisi ofiste hiç kimse uygulama yapıldığını fark etmeyecek. 

Pekii F.I.T Peel nedir?

F.I.T Peel aslında bir nevi cilt iksiri, bu tanımlamanın nedeni, protokolleri ve karışımların tamamen kişinin kişisel ihtiyaçlarına ve problemlerine göre hazırlanması ve buna bağlı olarak başarı sonuç elde etmesidir. Kliniklerde ürünlerin hazırlanması ve uygulanması son derece pratiktir. İşlem sırasında kullanıcının ihtiyaçlarına özgü formüle edilen bir karışım maske yüze sürülür ve yarım saat ciltte bekletilir. Asitlerin normalde yaratacağı cilt reaksiyonları söz konusu olmadığı için işlem sırasında kişinin takip edilmesi gerekmez”.


Kişiye uygulanacak formüle göre uygulama sonrası gelişilebilecek reaksiyonlar değişiyor. Tedavi planlaması yapılırken cildin ihtiyaçları ve tipi çok iyi belirlenmeli bu noktada uygulamayı yapacak doktor, kişinin cildine göre formülü oluşturmalıdır. Oluşturulan formüldeki asitlere ve kişinin hassasiyetine göre uygulama sonrası cilt tepkileri farklı olabilir. Örneğin salisilik asitli bir formül uygulandığında hafif kızarıklık 24 ile 48 saat devam edebilir. Ancak bu tolere edilemeyecek düzeyde olmuyor.   Yani hasta Samantha Jones gibi yanmıyor ve acı hissi ile karşı karşıya kalmıyor.


Etkin sonuç alabilmek için haftada bir kez ya da on günde bir tekrarlanabiliyor. Kişiye göre ortalama 3-5 seans istenilen sonuçlara ulaşılması için yeterli oluyor.
F.I.T Peel ile ilgili daha detaylı bilgi için>>>http://www.optimusmedikal.com

 

 

 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Güzellikte "Alkali" devri


 



İçtiğiniz su alkali, hatta alkali diyeti uygulayıp sağlıklı ve zinde kalmaya çalışıyorsunuz. Pekii ya güzelliğiniz artık alkali ürünlere emanet desek.  Yani artık güzellikte “Alkali” devri başladı ve hızla yayılıyor. Sözlük anlamı suda çözünen bazlar demek olan alkali, hayatımıza girdiği günden bu yana sağlıklı yaşamın sırrı, altın anahtarı olarak karşımıza çıkıyor. Eminiz pek yakında yüz güzelliğinizin de altın anahtarı Alkali Hyalorunik Asit içeren Bioregen olacak.

Neden alkali?

Vücudumuzun Ph’ının alkali olması ve alkali bir ürünle işlem yapılması, işlem yapılan bölgenin daha çabuk yenilenmesini sağlıyor. Alkali Hyaluronik Asit içeren Bioregen, uzman doktorların, el, boyun, dekolte gençleştirme dahil akne ve çatlak bölgelerin tedavisinde, özellikle yüzdeki akne izleri ve vücuttaki çatlakların onarılmasında son dönemde tercih ettikleri bir ürün.

Bunun yanı sıra Bioregen, göz çevresindeki ince kırışıkların onarılmasında, göz çevresinin aydınlatılmasında ve nemlendirilmesinde etkilidir.

Son zamanların en moda sistemi olan alkalileştirme ile üretilen Bioregen, serbest Hyalorunik asit içeriyor. Alkali Hyalorunik Asitin en büyük farkı, Ph’ı alkali olduğu için uygulandığı yerin daha çabuk iyileşmesine ve bol miktarda oksijen taşıyarak beslenmesini sağlar. Cilt Ph’ı ile uyumlu olduğundan dolayı doku tarafından daha çabuk kabul görmektedir. İçeriğindeki Hyalorunik Asit, nemlendirici etki gösteriyor. Sonuç olarak uygulandığında göz çevresinin koyuluğunu, ince kırışıklıkları ve torbalarını azaltıyor.


Bioregen, 10-15 günde bir 3 seans olarak uygulanmaktadır. Uzun süreli etki için dört ila altı ay sonra tekrar uygulatılabilir.


Regenyal – Bioregen Genel ürün özellikleri

  • Nemlendirme ve uyarma ile 35 yaşından başlayarak yaşlanmayı önleyici etki sağlar,
  • Güneş ışınlarına maruz kalmadan önce ve sonrasında yapılan uygulamalarla, cildi foto yaşlanmadan korur,
  • Akne ve akne skarı bulunan ve çatlak olan bölgelerin kalitesini iyileştirir,
  • Yüz hacminin yeniden belirlenmesinde etkilidir,
  • Yüz ve dekolteye elastikiyet ve tonifikasyon kazandırır,
  • Deriyi yoğunlaştırır.

 Bioregen ile ilgili daha detaylı bilgi için >>>http://www.optimusmedikal.com